Arapça Kur’an-ı Kerim’de çok bahsedilen lisandır. Bir kelimeden bir çok kelime türetebilinen doğurgan bir dil. Gelişmeye açık bu yönüyle. Gelişen ilim ve fen daha çok kelime talebi demek. Bunu da karşılayacak dil Arapça’dır. Zaten 13-asır ilim dili Arapça idi. Arab alfabesi, dildeki uzatma ve kısaltmaları en sağlıklı şekilde muhafaza eder, bu da kelimelerin bozulmasını engeller ki, bir lisan için en büyük tehlikelerden birdir bu durum.
12/ Yusuf -2- Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an olarak inzal ettik.
13/ el-Ra’d -37- Böylece Biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak inzal ettik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların hevâ ve heveslerine uyarsan, ALLÂH tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.
16/ en-Nahl -103- Andolsun ki Biz onların, “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Îmâ ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır.
20/ Tâ hâ -113- İşte böylece Biz onu Arapça bir Kur’an olarak inzal ettik ve ALLÂH’a karşı gelmekten sakınsınlar, yahud onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık.
26/ eş-Şu’arâ -193-194-195- Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrâil) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.
198-199- Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı yine buna inanmazlardı.
39/ ez-Zümer -28- Biz onu, ALLÂH’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiç bir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak inzal ettik.
• Ivec; fikir ile nazar ile anlaşılan eğrilik, aksaklık, ihtilaf.
• Avc; hissen anlaşılan ihtilâl.
41/ Fussilet -3- Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak ayetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.
42/ eş-Şûrâ -7- Böylece Biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
43/ ez-Zuhruf -2-3- Apaçık kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye Biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.
46/ el-Ahkâf -12- Kur’an’dan önce de bir rehber ve rahmet olarak Musa’nın kitabı Tevrat vardı. Bu Kur’an ise zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanları müjdelemek için Arab lisanı ile indirilen ve kendinden öncekileri tasdik eden bir kitaptır.
• Lisan (a.i.c:elsine, elsün, lüsn, lüsün); 1-Dil 2-Konuşulan dil.
• Fahreddin Razi Hoca, Kur’an-ı Kerim’deki tüm kelimeler Arapça’dır demiştir.
Arapça’da kelimenin ibare mânâsı vardır; lafız, meal.
Bir de işare mânâsı;tefsir, işaret ettiği mânâ.
Son derece zengin bir dildir.
Mesela;
Fiil: Hakeme
Masdar: Hüküm.
İsm-i Fail: Hakim, hüküm veren kişi
İsm-i Mef’ul: Mahkum. Hakkında hüküm verilen
İsm-i Mekan: Mahkeme, hüküm, hüküm verilen yer
Müdür, müdüre, idare, idareten. Bir kelimeyi anlamak için illa sözlük gerekmez. Kelime kökeni bulununca mânâ çıkar. Bu zenginlik başka dillerde yok.
AK Partili Mustafa Tunç’tan bayram mesajı
AK Parti Seyhan ve Adana Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Mustafa Tunç, dini ve milli günlerin, Türk milleti için çok anlamlı...






