Za-Kef-Vavزكو
Arttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekat.
Bakara 129. “Ey Rabb’imiz! İçlerinden onlara Sen’in ayetlerini okuyacak, Kitap’ı ve Hikmeti öğretecek ve onları tezkiye edecek(arındıracak) bir elçi gönder. Kuşkusuz Sen, mutlak üstün olansın, en iyi hüküm verensin.”
151. Nitekim içinizden, size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size Kitabı ve hikmeti öğreten, size bilmediğiniz şeyleri öğreten bir Resul gönderdik.
174. Allâh’ın indirdiği Kitap’tan bir kısmını gizleyip, onu az bir değer karşılığında değiştirenler var ya, işte onlar, bununla karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Allâh, onlarla kıyamet gününde ne konuşacak ne de onları temize çıkaracaktır. Ve onlar için can yakıcı bir azap vardır.
232. Boşadığınız kadınlar, bekleme sürelerini tamamlayınca; aralarında meşru bir şekilde anlaştıkları takdirde, onların eşleriyle evlenmelerine engel olmayın. Bu, içinizden Allâh’a ve ahiret gününe iman edenlere yapılan bir öğüttür. Bu sizin için daha iffetli, daha temiz bir yoldur. Allâh bilir, siz bilmezsiniz.
Nisa 49. Kendilerini temize çıkaranları görmüyor musun? Hayır! Allâh, hak edeni temize çıkarır. Hiç kimseye hurma çekirdeğinin lifi kadar haksızlık edilmez.
Tevbe 103. Onları arındırmak ve temize çıkarmak üzere mallarından sadaka al! Bir de onlar için dua et; çünkü senin duan onlara huzur verir. Allâh her şeyi çok iyi işitmekte ve bilmektedir.
Kehf 19. İşte böyle uyuttuğumuz gibi onları uyandırdık da birbirlerine sormaya başladılar; içlerinden biri, “Ne kadar kaldınız?” dedi. (Diğerleri) “Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık” dediler; ve eklediler, “Kaldığınız müddeti rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz içinizden birini şu gümüş paranızla şehre gönderin de baksın, hangisinin yiyeceği daha temiz ise size ondan erzak getirsin; ayrıca çok dikkatli davransın da sakın varlığınızı kimseye sezdirmesin.
74. Tekrar yola koyuldular. Nihayet bir delikanlıya rastladılar. Onu öldürdü. “Bir cana karşılık olmaksızın zekiye(tertemiz) bir canı öldürdün mü? Gerçekten dehşet verici bir şey yaptın!”
75. Gence gelince, onun anne babası mümin kimselerdi; gencin onları sonunda azgınlık ve nankörlüğe düşürmesinden korktuk.
76. Böylece istedik ki, rableri onun yerine kendilerine ondan daha temiz ve daha merhametlisini versin.
Abese 3. Sen bilemezsin, belki o tezkiye olacak.
7. Oysaki onun tezkiyesinden sorumlu sen değilsin.
A’la 14. Doğrusu arınan kimse kurtuluşa ermiştir.
Şems 9. Elbette arınan felaha ermiştir.
Leyl 18. O ki malını vererek arınır.
Beyyine 5. Oysa Allâh’a kulluktan ve dini hanifler olarak O’na has kılmaktan ve salatı ikame etmekten, zekatı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte doğru din budur.
Tezkiye, sözlük anlamı itibarıyla “temizlemek, arındırmak, bereketlendirmek ve büyütüp geliştirmek” demektir. İslam düşüncesinde ve tasavvufta ise ağırlıklı olarak “Tezkiye-i Nefs” (nefsin arındırılması) şeklinde geçer ve insanın manevi gelişim sürecinin en temel kavramlarından biridir.
- Nefsin Tezkiyesi (Manevi Anlamı)
İnsanın kalbini ve ruhunu kötü huylardan, bencillikten, kibirden, riyadan ve günahlardan arındırıp; güzel ahlak, ihlas ve takva ile donatması sürecidir.
• Kur’an’da Tezkiye: Şems Suresi 9. ayette geçen “Nefsini arındıran (tezkiye eden) felaha ermiştir” beyanı, tezkiyenin insan hayatındaki hayati önemini ortaya koyar.
• Süreç: Tezkiye tek seferlik bir eylem değil, ömür boyu süren bir öz denetim (muhasebe) ve gelişim yolculuğudur. İnsanın nefsi arzularının esiri olmak yerine, ruhunu ve erdemlerini yüceltmesini hedefler. - Terimin Diğer Kullanım Alanları
Kavram, İslam hukuku, iktisat ve sosyal hayatta da farklı anlamlarda kullanılır:
• Fıkıh ve Hukukta (Şahitlerin Tezkiyesi): Bir davada şahitlik edecek kişilerin adil, güvenilir ve dürüst olup olmadığının araştırılması ve doğrulanması işlemidir.
• İktisatta (Zekat Anlamında): Zekat vermek, malı haramdan ve kirden arındırdığı, bereketi artırdığı için bir tür “malı tezkiye etme” olarak kabul edilir. (Nitekim “zekat” kelimesi de tezkiye ile aynı kökten gelir).
• Günlük Dilde / Bürokraside: Bir kimsenin ahlakı, liyakati veya başarısı hakkında olumlu görüş bildirme, kefil olma ya da referans olma durumunu ifade eder.





