Bir hocam vardı 85 yaşında vefat etti. Şöyle derdi; yalan Allah’ın düşmanı hayatımda bir defa yalan söyledim o da kadastro gelmişti bana arsayı sordular ya kırk metre kare iken altmış dedim veya tam tersi.
Böyle insanlara ihtiyaç var. Yalan sadece bireye değil topluma da zarar verir.
İşte bazı zararları;
Güvenin Çöküşü: Yalanın Toplumsal Temellerdeki Sessiz Yıkımı
Bir toplumu bir arada tutan görünmez çimento nedir? Kanunlar mı, ekonomi mi, yoksa ortak bir dil mi? Bunların hepsi önemli olsa da, toplumsal yapının asıl taşıyıcı kolonu güvendir. Yalan, sadece bireyler arasındaki bir aldatma eylemi değil; bu hayati kolona vurulan balyoz darbesidir. Bir toplumda yalan meşrulaştığında, o toplumun çöküşü kaçınılmaz bir sürece girer.
İşte yalanın bir toplumu nasıl içten içe kemirdiğine dair acı gerçekler:
- Sosyal Sermayenin İflası
Ekonomistler “sosyal sermaye” kavramından bahsederken, insanların birbirine olan güveninin ekonomik büyümeyi ve refahı doğrudan etkilediğini vurgular.
- İlişkilerde Erozyon: Yalanın sıradanlaştığı bir yerde, kimse kimseye kefil olmaz, kimse kimseyle ortaklık kurmaz.
- Maliyetlerin Artışı: Güvenin olmadığı yerde sözleşmeler uzar, denetim mekanizmaları pahalılaşır ve her işlem bir şüphe bulutu altında gerçekleşir. Sonuç; hantallaşmış ve verimsiz bir toplumdur.
- Adalet Duygusunun Felç Olması
Toplumsal barışın temeli adalettir. Ancak yalan; mahkeme salonlarından iş mülakatlarına, ihale masalarından akademik çalışmalara kadar sızdığında liyakat ölür.
- Hak etmeyenin yalanla makam sahibi olduğu, suçlunun yalanla sıyrıldığı bir düzende, dürüst bireylerin sisteme olan inancı kırılır.
- İnancını yitiren birey, “herkes çalıyor, herkes yalan söylüyor” diyerek etik değerlerini terk eder. Bu, toplumsal bir ahlaki çürüme döngüsüdür.
- Bilgi Kirliliği ve Karar Mekanizmalarının Bozulması
Günümüzde “hakikat sonrası” (post-truth) olarak adlandırılan dönemde, yalanın kitlesel boyutu daha da tehlikelidir.
- Yanlış Kararlar: Toplumun doğru bilgiye ulaşamadığı bir ortamda, seçmenler yanlış tercih yapar, hastalar yanlış tedaviye yönelir ve yatırımcılar paralarını kaybeder.
- Kutuplaşma: Yalan haberler ve manipülasyonlar, toplumsal kesimler arasındaki uçurumu derinleştirir. Ortak bir gerçeklik zemininde buluşamayan insanlar, birbirini düşman olarak görmeye başlar.
“Bir yalan, binlerce doğruyu şüpheli hale getirir.”
Bir toplumda yalanın en büyük zararı, sadece söylenen yalana inanılması değildir; asıl zarar, artık doğrulara da inanılmayacak olmasıdır.
Sonuç: Yarını Kurtarmak Bizim Elimizde
Yalanla inşa edilen hiçbir yapı kalıcı olamaz. Bir toplumun kalkınması sadece yüksek binalar veya teknolojik atılımlarla değil, doğruluk ve dürüstlük üzerine kurulu bir karakterle mümkündür.
Eğer bizler, günlük hayatımızdaki “küçük” yalanları masum görmeye devam edersek, yarın güvenecek bir komşu, inanacak bir kurum ve sığınacak bir adalet bulamayacağız. Toplumsal yıkımı durdurmanın tek yolu, hakikati her ne pahasına olursa olsun savunmak ve dürüstlüğü en büyük erdem olarak yeniden baş tacı etmektir.






